92406 kayıt bulundu.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çabucak dağlanmak
Telaffuz : dağlanı'vermek
1. kötü bir durumdan söz edilirken `hepimizden ırak olsun` anlamında kullanılan bir söz
1. şaka yollu , şaka yollu , şaka yollu , şaka yollu , yaz mevsimi
1. şaka yollu , şaka yollu , şaka yollu , şaka yollu , kaba, anlayışsız kimse
1. Hay kör olası, dağların şenliği, bak şimdi de hanımın saksısını devirdi.
1. Hay kör olası, dağların şenliği, bak şimdi de hanımın saksısını devirdi.
1. -i , -i , -i , -i , Dağlama ihtimali veya imkânı bulunmak
2. Dağlamaya gücü yetmek
karadağlı
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Dağlık bölge halkından olan
2. Dağa ait
3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Kaba saba, görgüsüz
1. Batıl itikatlara inanmış, dağlı, cahil bir kızcağızdı.
1. Batıl itikatlara inanmış, dağlı, cahil bir kızcağızdı.
1. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Kıvırcık koç ile Karaman koyununun birleşmesinden doğan melez koyun
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Birçok dağın bulunduğu, dağlarla kaplı (bölge)
1. Memleketimiz geniş kıyıları, göllük, dağlık bölgeleri ile çekici bir turist memleketi olabilir.
1. Memleketimiz geniş kıyıları, göllük, dağlık bölgeleri ile çekici bir turist memleketi olabilir.
1. sürmek, yürütmek
1. Hayvanına dah edip yola koyuldu.
1. Hayvanına dah edip yola koyuldu.